Yeni Yazılar
18/1/2009Fenerbahçe Hakkında yazdığım güncel yazılar için bkz.
Fenerbahçe Hakkında yazdığım güncel yazılar için bkz.

Ankaraspor 2-2 Fenerbahçe
Ankaraspor
maçı Fenerbahçe için son derece önemli bir maçtı… Medyanın büyük bir
kısmı bu maçta Fenerbahçe’nin puan kaybedeceğinden dem vuruyor ve
Chelsea maçının yorgunlugunun bu maçta ortaya çıkacağını yazıp
çiziyorlardı…
Fenerbahçe maça yine bundan önceki maçlara benzer bir oyun düzeni ile çıktı. Chelsea maçında olduğu gibi Semih yine ilk 11’de başladı.
Kazım
sağda, Deivid solda ve Aurelio-Maldonado çift ön liberosu ile maça iyi
de başladık. Henüz 7. dakikada Ankaraspor savunmasının kafasının
karıştığı bir anda Alex’in akıl dolu golü ile öne de geçtik…
Fakat
ondan sonraki dakikalarda Hani Chelsea’nin İngiltere’de yaptığı gibi
“nasıl olsa bu gol bize yeter” diyerek geri çekildik. Vederson, Deivid
ve daha birçok futbolcu kötü performans sergilemeye başladılar…
32. dakikada defansımız tarafından uzaklaştırılamayan topu Tita, Hamilton’a çıkarınca ona da sadece dokunmak kaldı. 1-1…
Bu dakikadan sonra Fenerbahçe biraz daha baskılı oynar diye düşünsek de aynı futbol devam etti. 57.
dakikada sağ kanattan kazanılan korneri Alex kullandı. Alex’in ceza
sahasının dışına doğru çıkardığı topa, Vederson yaklaşık 35 metreden
sert vurdu. Yere de çarparak falso da alan top, Ankaraspor ağlarına
takıldı; 1-2…
Bu
golden sonra rahatladık, Bu arada oyuna kronik problemleri olan Kezman
dahil oldu. 88. dakikada Alex ile verkaça giren Kezman, ceza sahası sol
köşesinde Risp’ten sıyrılmak isterken, Risp meşin yuvarlağa eliyle
dokundu. Maçın hakemi, penaltı noktasını gösterdi.
Şimdi
burada takımın penaltıcısının Alex olduğunu bir kez daha vurgulamak
gerekiyor. Pozisyonda ne oldu peki? Kezman, penaltıyı ben atacağım diye
tutturdu ve topu gökyüzüne gönderdi. Kaçırılan penaltının sorumlusu kim
peki? Önce Zico sonra da Alex…
Bu
takımın teknik adamı kenardan bağırıp penaltıyı kimin atacağını
belirlemek zorunda. Halı saha maçı değil bu! İkinci olarak Alex’in orda
inisiyatifi ele alıp “kardeşim bu takımda penaltıları ben atarım”
demesi lazım…
Zaten söz konusu pozisyonda Alex muhteşem bir asist yapmasına rağmen topu kontrol edemeyen bir Kezman var karşımızda…
90+5′te
Ceza sahamıza gönderilen topta De Nigris kafayla meşin yuvarlağı Mehmet
Yılmaz’ın önüne indirdi. Mehmet Yılmaz, ceza sahasından yaptığı vuruşla
Ankaraspor’un beraberlik golünü kaydetti; 2-2.

Hani bazı maçlar vardır… Fark yeseniz de “şerefli mağlubiyet”
başlıkları atılır. Salı akşamki maç için bu tabiri kullanamayız belki
ama, sahada yenilse de inançla mücadele eden ancak tecrübesizliğinin
kurbanı olan bir Fenerbahçe vardı diye düşünüyorum…
Tecrübesizlik
diyorum çünkü maçtan önce de bir çok kere yazılan çizilen bu tarz
takımların oyunun başlarında çok hızlı oynadıkları gerçeğini Fenerbahçe
es geçti. Chelsea aynen İstanbul’da olduğu gibi maça çok hızlı başladı.
Ve bir duran top+yan toptan golü yiyerek maça 1-0 yenik başladık… Ama 10. dakikadan sonra saha da her şeyiyle mücadele eden bir Türk takımı vardı…
Birçok
kişi benle aynı fikirde olmasa da ben o posizyonda Volkan’ın o topu
yumruklamak için çıkması gerektiğini savunuyorum. Daha doğrusu
savunuyordum. Bu tarz yan toplarda adam adama savunmanın gerektiği
kuralını unutan defans blokunun da önemli bir hata yaptığını
söyleyebiliriz…
Bu arada oyunun genelinde kalecimiz Volkan son derece iyi oynadı bunu da belirtmeden geçemeyiz…
Bizim
takım olarak ne yapıp edip oyunun temposunu düşürmemiz gerekiyordu
maçın başında. Maçtan önce de söylemiştim maç içinde de bunu düşündüm
hep…Bu maçın hakkı 0-0’dı…Bu sonuç bize turu getirecekti… Eğer oyunun
başında biraz daha dikkatli davranabilsek bu skoru almamız içten bile
değildi…
Chelsea,
Avram Grant’ın da belirttiği gibi bizden çekindi ve o dillere destan
savunmasını daha bir şevkle yaptı. Öyle ki maçın genelinde sadece 3
tehlikeli pozisyon yaratabildik. Bunların üçü de çok önemli gol
pozisyonları idi ve birisini atmamız halinde turu geçecektik…
Ayrıca
Chelsea kalecisi Cudicini’nin sakatlanıp 26. dakikada yerini 3. kaleci
Hilario’ya bırakması hepimizde uzaktan şut atılması gerektiği fikrini
uyandırdı. Bunu oyuncularımız yapmasına yaptı ancak bu sefer de Hilario
hayatının maçını oynadı…
Avram
Grant ikinci yarı Kalou’yu oyundan alıp Belletti ile çift ön liberoya
döndü…Buna karşılık Fenerbahçe Maldonado’yu oyundan alıp Semih+Kezman
çift forvet ve tek ön libero ile saldırı pozisyonu aldı…
Stamford Bridge’de… Bir Türk takımı…
Fenerbahçe, bütün ruhuyla saldırıya geçti. 420 milyon dolarlık takım
karşımızda ezilmiş…Bütün hatlarıyla defansa çekilmişti. Öyle ki bir ara
Fenerbahçe sanki normal bir lig maçı oynuyormuşcasına kendi arasında
top dolaştırmaya başladı…
Ama
ilk maçta da olduğu gibi defans hatlarının önünde yay çiziyorduk
sadece…İlk maçta kilidi defansın arkasına atılan uzun toplar ve uzaktan
şutlarla açmıştık. Bu sefer de onu denedik. Defansın üstüne atılan bir
topta Lugano kendini unutturdu ve çok uygun bir pozisyonda golü
atamadı… Çok daha zor bir pozisyonda aynı golü Sevilla’ya atmıştı oysa…
O
olmadı bu sefer önce Gökhan sonra da Kazım uzaktan iki füze yollamasına
rağmen kaleci Hilario belki de hayatının kurtarışlarını yaptı… Eğer
onlardan birisi gol olsaydı şu anda tarihi yazmış olurduk…
Ben
ilk maçta 1-0 geriye düştüğümüz zaman şunu düşünmüştüm…Bizim bu
Chelsea’yi burda her ne pahasına olursa olsun yenmemiz lazımdı. Ama şu
da bir gerçek ki Chelsea’nin kendi sahasında bizi yenmesi en normal maç
sonuçlarından birisi olacaktır diye de eklemiştim. Kısacası kendi
kalemize attığımız o gol bizi turdan etti…
Ama
örnek bir mücadele sergiledik. İki maçta da İngilizlere futbol dersi
verdik. Deivid’in dediği gibi bu işin parayla değil yürekle olduğunu
onlara bir kez daha hatırlattık…
Liverpool
karşısında bu hatırlatma ile oynarlarsa iyi olur yoksa geçen
senelerdeki kaderlerini tekrardan yaşamak zorunda kalabilirler…
Fenerbahçe’ye
buraya kadar yaptığı üstün mücadeleden dolayı bir taraftarı olarak
teşekkür ediyorum ve filmin burada bitmediğini biliyorum…
Fenerbahçe elenmeyi hak etmedi…Ve bana göre elenmedi de…
Bu güzel filmin devamı seneye…
İzlemeye devam edin…